Resimli Haber
ATM makbuzuna bile para alıyorlar PDF Yazdır e-Posta
Pazartesi, 19 Eylül 2011 14:16

Vatandaştan alınan hizmet ve komisyon gelirleri bankalar için önemli bir gelir kalemi haline geldi.

Yeni Şafak gazetesinin haberine göre; bankaların vatandaştan aldığı EFT ücretleri göz önüne alındığında birbirinden çok farklı rakamlara ulaşılamıyor. Ancak özellikle bazı bankaların diğerlerine göre aldıkları yüksek ücretlerle bu işi ciddi bir gelir kalemi haline getirdikleri görülüyor. Vatandaştan alınan havale ücretleri, EFT, para transferi gibi her türlü bankacılık işlemlerinden sağlanan hizmet gelirleri bankalar için yine önemli bir gelir kalemi oldu. Bankalar, 2011 yılının ilk yarısında hizmet geliri ve komisyonlar adı altında vatandaştan 8 milyar 244 milyon TL tahsil etti. Bu tahsilatın 1 milyar 58 milyon lirası havale, EFT ve kredi kartı ücret ve komisyonu gibi hizmetlerden alındı. Bankaların sadece yıllık hesap işletim ücretle-rinden elde ettikleri "haksız kazanç" ise geçen yıl yaklaşık 4 milyar lirayı buldu.


35-40 TL ARASINDA ÜCRET ALINIYOR
Verilere göre özellikle EFT ve havale ücretleri konusunda bankalar adeta birbirlerine benzer ücreti vatandaştan talep ediyor. Tablolara göre, asgari EFT ücretleri 11 büyük bankada 35 TL civarında oluştu. EFT ücreti olarak 11 bankadan 4'ü 35 TL, 3'ü 30 TL, 2'si 25 TL, 1'er tanesi de 37 ve 40 TL ücret alıyor. Benzer durum havale ücretlerinde de oluştu. Bankalar havaleden ağırlıklı olarak 25-30 TL ücret alıyor.

KARLAR AZALDI, EFT'YE YÜKLENİLDİ
Hizmet ve komisyon gelirlerinde geçen yılın aynı dönemine göre 1 milyar 246 milyon TL tutarında artış yaşandı. Güçlü kredi büyümesine karşın söz konusu gelir artışının sadece 188 milyon TL'si kredilerden alınan ücret ve komisyonlardan elde edilirken, 1 milyar 58 milyon TL'si havale, EFT, kredi kartı ücret ve komisyonu gibi hizmetlerden tahsil edildi. Bankacılık sektörünün 2011 yılının ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15,2 azalış göstererek, 10 milyar 315 milyon lira düzeyinde gerçekleşti. Haziran 2011 itibariyle sektörde faaliyet gösteren 48 bankadan 28'inin karında son 1 yıllık dönemde azalış gerçekleşti.

ATM'LER ORTAK 'RANT KAPISI' OLDU
Öte yandan, bankaların akıl almaz uygulamalarından biri de ortak ATM'lerden alınan ücretler. Vatandaşa sundukları hizmet karşılığında adeta 'sorma ver vergisi' gibi birbirinden ilginç ücretler alan bankalar, ortak ATM'lerden de sadece bakiye görüntülemek için bile 0,25 lira ile 1 lira arasında bir ücret alıyor. Ortak ATM'ler vatandaşa bir avantaj olarak sunulduysa da, alınan ücretlerle birlikte ortak ATM adeta bankalara rant kapısı oldu. Bu uygulamada özel bankalar net ücret belirlerken, kamu kesimi ise, sabit ücretin yanı sıra, çekilen tutardan yüzde ek ücret alıyor. Örneğin, Ziraat Bankası nakit çekim tutarının yüzde 1'i oranında komsiyon alıyor. Bakiyenin sorulması durumunda, aynı bankanın vatandaştan aldığı ücret 0,20 lirayı buluyor.

ATM'LERDEN ALINAN FİŞLER DE ÜCRETLİ!
Başka bankalardan para çekme, havale, EFT ve hatta para yatırma işlemlerinden ücret alan bankalar makbuzu da kazanç kapısına ekliyor. Her 100 nakit para çekim işleminden 90'ında, her 100 para yatırma işleminden de 60'ının ATM cihazları üzerinden gerçekleştiği Türkiye'de, bu cihazlardan gerçekleştirilen işlemlerin belgelenmesinde kullanılan makbuzlar, bankalar için yeni bir gelir kapısı oldu. ATM cihazlarından alınan makbuz fişleri için bankalara makbuz bedeli olarak 25 kuruş ile 1 lira arasında ücret ödeniyor. Sayıları 28 bine yaklaşan ATM'lerde para çekme, bakiye sorgulama, hesap hareketlerini izleme, kredi kartı ekstre bilgilerine ulaşma, kredi borcu ödeme planlarını görüntüleme, havale, EFT gibi para transferinde bulunma, yatırım fonu alım/satımı yapma gibi işlemlerin bilgi fişi için ücret talep ediliyor

HESAP İŞLETİM ÜCRETİNDEN 4 MİLYAR LİRA KAZANÇ
EFT ve havale ücretlerinden ciddi bir gelir elde eden bankalar, yıllık hesap işletim ücretlerinden de haksız paralar kazandı. Bankaların hesap işletim ücreti almaması konusunda konusunda yargı kararı bulunmasına rağmen, eksik düzenlemeler ve yetersiz denetim nedeniyle bu paralar vatandaştan kesil-meye devam ediyor. Geçen yıl bankalar halkın üzerinde bu yolla yaklaşık 4 milyar lira kazanç elde etmişti.

 
Mesai saatleri kısalacak! PDF Yazdır e-Posta
Pazartesi, 19 Eylül 2011 14:14

Kalkınma Bakanı Yılmaz, haftalık çalışma süresini 3-4 saat indirmek istediklerini açıkladı. Böylece işsizlik de azalacak.

Hükümet, yeni istihdam paketi ile esnek çalışma modelini geliştirirken, haftalık çalışma saatlerini de aşağı çekmeyi planlıyor. Paketle, Çalışma Bakanlığı tarafından 45 saat olarak belirlenen, ancak kamu ve özel sektör ortalaması 49 saati bulan haftalık çalışma süresinin 3-4 saat aşağı çekilerek, AB standartlarına getirilmesi hedefleniyor. Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, mevcut yasal çerçevede istihdam artışına engel bir yapının olduğunu söyledi. "Daha fazla işe alımı değil, daha uzun çalışma saatlerini teşvik eden bir sistem var. Bu sürdürülebilir değil" diyen Yılmaz, bunu ortadan kaldırmak için hem mevcut çalışanların çalışma saatlerini indirmek, hem de işverenin yeni çalışanlar almasını sağlamak istediklerini kaydetti. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan da, haftalık çalışma saatindeki 4 saatlik indirimin bile işsizlik oranlarını 3-5 puan aşağıya çekebileceğini ifade etmişti.


'YENİ ELEMAN ALIMI KOLAYLAŞIR'

Ali Babacan, konuyla ilgili olarak şu açıklamayı yapmıştı: "49 saatlik çalışma süresi 45'e inerse işveren 100 kişi değil, 105- 106 kişi çalıştıracak. Bizim ortalama süreyi azaltabilmemiz, işverenin mevcut elemanlarını çok çalıştırma yerine, yeni eleman almayı daha kolay hale getirmemiz işsizlikle mücadelede en önemli enstrümanlardan biri olacak."(SABAH)

 
Kemal Derviş'ten Türkiye kehaneti PDF Yazdır e-Posta
Pazartesi, 19 Eylül 2011 14:11

2001 krizinin ardından Türkiye’ye gelerek DSP-MHP-ANAP Hükümeti’nde ekonomiden sorumlu Devlet Bakanlığı görevini üstlenen Kemal Derviş, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Brookings Enstitüsü Başkan Yardımcısı Sabancı Üniversitesi Danışma Kurulu üyesi Kemal Derviş, "Bu dinamizm devam ederse Türkiye, hakikaten son 10 yılda kat ettiği mesafeden daha fazlasını da önümüzdeki 10 yılda katedebilir ve belki uzun bir mücadele, uzun bir yoldan sonra cumhuriyetin de kuruluşunun 100. yılında umut edildiği gibi dünyanın en ileri ülkeler ailesine katılabilir. Türkiye, gelecek vadediyor" dedi.

Derviş, "Dünyada krizlerin yaşandığı bir dönemde Türk ekonomisini nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna şu yanıtı verdi: "Dünyada bir kere şu anda hakikaten çok ciddi sorunlar var. Hem Amerika’daki bütçe görüşmelerinin kilitlenmesi, eski zengin ülkelerdeki borç-harç, Avrupa’da, Japonya’da, Amerika’da, siyasi karar mekanizmalarının büyük ölçüde işlememesi, karar verilememesi durumuna gelmeleri Avrupa ve Amerika için ciddi sorunlar yarattı.

Tabii Avro bölgesindeki sorun daha özel, kendine özgü bir sorun. Siyasi birliktelik olmadan parasal birlikteliğin etkin bir şekilde çalışması çok zor. Bu bakımdan Avrupa bir karar aşamasına geldi. Avro bölgesinde hakikaten ortak bir maliye politikalarının geliştirilmesi lazım ya da para birimi çok büyük sorunlar yaşayacak. Bu ortamda birçok diğer gelişmekte olan ülkeler, özellikle Asya ülkeleri gibi, Türkiye’nin hızlı büyümeye devam edebilmesi çok sevindirici.

Türkiye çok dinamik bir topluma sahip. Hem özel girişim, hem çalışan vatandaşlar gerçekten çok büyük bir çaba gösteriyor. Türkiye’ye büyük getiriler sağlıyorlar ve Türkiye takdir ediliyor ama herkesin de dediği gibi tamamen bu dünyadaki olumsuz ortamdan ayrı kalmak da mümkün değil. Mutlaka dünyadaki ekonomik sorunlar Türkiye’ye de yansıyacaktır önümüzdeki aylarda. Bu yansımayı asgariye indirgemek gerekiyor. Her zaman birçok uzmanın da tekrarladığı gibi, geçenlerde Nobel ödülü alan Joseph Stiglitz’in de dediği gibi cari açık Türkiye için bir kırılganlık teşkil ediyor. Yüzde 4, yüzde 5’lik cari açık taşınabilir bir cari açık. Hatta dış sermayenin bir ölçüde Türkiye’ye gelmesi sevindiricidir.

Fakat yüzde 8, yüzde 9, yüzde 10 civarında olan cari açık biraz fazla yüksek.

Onun için ne yapıp yapıp cari açığı indirmek gerekiyor. Sanıyorum herkes bunun farkında. Bunun için daha uzun vadeli yapısal reformlar da gerekiyor. Bunun için en önemlisi iç tasarrufun artması gerekiyor kırılganlığı asgari düzeye indirgemek için. Durum bu. Avrupa’nın ne olacağın kestirmek zor. Şu anda her kafadan bir ses çıkıyor. Eğer Avrupa bu sorunlarını bir ölçüde çÖzebilirse Türkiye de rahatlar ama Avrupa’daki sorunlar daha ciddi boyutlara ulaşırsa o zaman tabii bizi etkilememesi mümkün değil." Türkiye’nin 10 yıldır iyi bir mesafe kat ettiğini belirten Derviş, milli gelir büyük ölçüde arttığını ifade etti. Kemal Derviş, "Ama dünyadaki olumsuz gelişmelerden de ayrı kalamıyoruz. Nitekim 2009 yılında dünya resesyona girdiğinde, özellikle gelişmiş ülkeler resesyona girdiğinde biz de etkilendik doğal olarak. Küresel dünyada özellikle ihracat açısından dış dünyayla iç içe olan herhangi bir ekonominin dünyadaki olaylardan etkilenmemesi mümkün değil" diye konuştu.

"TÜRK İNSANI SAĞDUYUYA SAHİP"
Kemal Derviş, 2001 krizinin ardından Türkiye’ye gelmesi ve o gün ekonomide alınan önlemlerin, bugünkü duruma ne gibi etkisi olduğuna ilişkin bir soru üzerine şöyle konuştu: "İnsanın özel hayatında, kendi hayatında da olduğu gibi ülkelerin de hayatında bazen zor anlar bir fırsat yaratır. Türkiye, 2001 krizindeki zorlukları aşabildi. Ondan sonra da ekonomik politikalar büyümeyi destekler biçimde devam etti. Bunlar sevindirici şeyler. Fakat ben tarihte esas belirleyici unsurun vatandaş olduğuna, toplumdaki dinamizm olduğuna inanıyorum. Kişiler önemli tabii ama kişilerin ötesinde bence önemli olan Türkiye’deki insanların önemli bir sağduyuya sahip olmaları, bazen zorluğa katlanabilmeleri. Fakat aynı zamanda çok büyük bir dinamizm ve esneklik göstererek hakikaten ekonomiyi ilerletebilmeleri." Derviş, başka bir soruya da "Bu dinamizm devam ederse Türkiye hakikaten son 10 yılda kat ettiği mesafeden daha fazlasını da önümüzdeki 10 yılda katedebilir. Ve belki uzun bir mücadele, uzun bir yoldan sonra cumhuriyetin kuruluşunun 100. yılında umut edildiği gibi dünyanın en ileri ülkeler ailesine katılabilir. Türkiye gelecek vadediyor" yanıtını verdi.

 
Tapusu olana bedava! PDF Yazdır e-Posta
Perşembe, 15 Eylül 2011 09:50

Orman vasfını yitirmiş hazine arazilerinin satışı ve orman köylülerinin kalkındırılmasını düzenleyen 2-B yasası için çalışmalar tamamlandı.

Milli Emlak Genel Müdürlüğü'nün hazırladığı yasa tasarısı taslağı, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'a sunuldu. Yasa tasarısına göre, tapusu olan hak sahiplerine arazileri bedelsiz verilecek. Ayrıca tüm arazilerin satışlarının rayiç bedel üzerinden yapılmasına karar verilirken, hak sahipleri arazileri peşin veya taksitli seçenekleri ile alabilecek.

Kanun yürürlüğe girdiği andan itibaren arazileri belediye ve mücavir alan sınırları içinde olanlar bir ay, bu sınırların dışında olanlar ise üç ay içinde başvuru yaparak satışı isteyebilecekler. Belediye ve mücavir alan sınırları içindeki arazilerde iki bin TL, diğer araziler için bin TL başvuru ücreti ödenecek. Arazi bedelinin yüzde 10'unu ödeyen hak sahibi geri kalan tutarı 4 yıl içinde 8 taksitte ödeyebilecek.(GAZETEPORT)

 
İşsizlik yine düştü! PDF Yazdır e-Posta
Perşembe, 15 Eylül 2011 09:48

Mayıs-Temmuz döneminde Türkiye genelinde işsiz sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 214 bin kişi azalarak 2 milyon 537 bin kişiye düştü.

TÜİK'ten yapılan açıklamaya göre,İşsizlik oranı ise 1,3 puanlık azalış ile yüzde 9,2 seviyesinde gerçekleşti. Kentsel yerlerde işsizlik oranı 1,5 puanlık azalışla yüzde 11,6, kırsal yerlerde ise 0,6 puanlık azalışla yüzde 4,9 oldu.

TÜİK'ten yapılan açıklamada şu bilgiler verildi:
"2011 yılı Haziran döneminde, Türkiye'de kurumsal olmayan nüfus bir önceki yılın aynı dönemine göre 1 milyon 14 bin kişilik bir artış ile 72 milyon 321 bin kişiye, kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfus ise 1 milyon 36 bin kişi artarak 53 milyon 539 bin kişiye ulaşmıştır.

Haziran 2011 döneminde işgücüne katılma oranı yüzde 51,2'dir.

2011 yılı Haziran döneminde, Türkiye genelinde işgücüne katılma oranı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 1,2 puanlık artışla yüzde 51,2 olarak gerçekleşmiştir. Aynı dönemler için yapılan kıyaslamalara göre  erkeklerde işgücüne katılma oranı 1,1 puanlık artışla yüzde 72,7, kadınlarda ise 1,4 puanlık artışla  yüzde 30,5'tir.

2011 yılı Haziran döneminde istihdam edilenlerin sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre 1 milyon 413 bin kişi artarak 24 milyon 901 bin kişiye yükselmiştir. Bu dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 367 bin kişi, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 1 milyon 46 bin kişi artmıştır.

Haziran 2011 döneminde istihdam edilenlerin yüzde 26,5'i tarım, yüzde 18,9'u sanayi, yüzde 7,5'i inşaat, yüzde 47,2'si ise hizmetler sektöründedir. Önceki yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında tarım sektörünün istihdam edilenler içindeki payının herhangi bir değişim göstermediği, inşaat sektörünün payının ise 0,8 puan arttığı, buna karşılık sanayi sektörünün payının 0,4 puan, hizmetler sektörünün payının ise 0,2 puan azaldığı görülmektedir.

Haziran 2011 döneminde işgücü dışında olup, daha önce bir işte çalışanların yüzde 15'i "tarım",  yüzde 11,2'si "sanayi", yüzde 2,6'sı "inşaat", yüzde 19,9'u "hizmetler" sektöründe çalışmış, yüzde 51,2'si ise 8 yıldan önce işinden ayrılmıştır.

Haziran 2011 döneminde 2 milyon 418 bin kişi işe yeni başlamış veya iş değiştirmiş olup, bunun toplam istihdam içindeki oranı yüzde 9,7'dir. İşe yeni başlayan veya iş değiştirenlerin yüzde 27,9'u 25-34 yaş grubundadır.

Bu dönemde işe başlayan veya iş değiştirenlerin yüzde 15,5'i "sanayi", yüzde 33,4'ü "hizmetler", yüzde 24,2'si "inşaat" sektöründe, yüzde 26,9'u ise "tarım" sektöründe işe başlamıştır.

2011 yılı Haziran döneminde mevsim etkilerinden arındırılmış istihdam edilenlerin sayısında bir önceki döneme göre 151 bin kişilik, işsiz sayısında ise 13 bin kişilik artış söz konusudur. Mevsim etkilerinden arındırılmış işgücüne katılma oranı bir önceki döneme göre 0,2 puanlık artış ile yüzde 50,1 istihdam oranı 0,2 puanlık artış ile yüzde 45, işsizlik oranı ise herhangi bir değişim göstermeyerek yüzde 10,3 seviyesinde gerçekleşmiştir."

 
BaşlatÖnceki12345678910SonrakiSon



Sayfa 5 > 463

Son Anket

2011 yılında hangi yatırım aracı daha çok kazançlı olur?
 
www.GuncelBorsa.com

SİZLERİN SAYESİNDE GÜN VE GÜN BÜYÜYEN SİTEMİZ 6.000, FACEBOOK SAYFAMIZ 2.500 SINIRINA DAYANDI.

Devamını oku...
 
Banka kartlarıyla internetten alışveriş!

Verified by Visa platformu artık Visa Electron banka kartlarıyla da internet üzerinden güvenli alışveriş yapma imkanı sunduğu bildirildi.

Devamını oku...
 
Ve sonunda Türkiye'den de petrol çıktı

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) Genel Müdürü Mehmet Uysal, müjdeli haberi verdi

Devamını oku...
 

zsd

YASAL UYARI: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.